Prof. Dr. Zekeriya Beyaz
Anasayfa >> Makaleler >> Yılbaşı ve İslam

"İslam ileri, Müslümanlar neden geri?"

Yılbaşı ve İslam


Yılbaşı ve İslam

Her sene sonuna geldiğimizde bir kesim yılbaşı kutlamalarının günah olduğunu, bunun bir Hristiyanlık adeti olduğunu söyler. Diğer bir kesim ise yılbaşı kutlamalarının Hristiyanlıkla bir ilgisinin bulunmadığını ve günah olmadığını dile getirir. Bir Müslüman için yılbaşı kutlamak caiz midir?

Her sene sonuna geldiğimizde; basın-yayın organlarında ve dolayısıyla da halkımız arasında bir yılbaşı tartışması başlar.

Bir kesim; yılbaşı kutlamalarının günah olduğunu, bunun bir Hristiyanlık adeti olduğunu söyler. Diğer bir kesim ise yılbaşı kutlamalarının Hristiyanlıkla bir ilgisinin bulunmadığını ve günah olmadığını dile getirir. Haklı olarak vatandaşlarımız da yılbaşı ve kutlamaları ile ilgili doğru-yanlış birçok görüşe muhatap olmuş olur. Dolayısıyla da şüphe ve tereddüt içinde kalır.

Bizim 1-2 yazımızla bütün yanlışların düzeleceğini beklemek, elbette ki mümkün değildir. Buna rağmen biz, konuyu gerçek yönleri ile açıklamak zorundayız.

Hz. İsa’nın doğumu 24 Aralık

Önce şurasını ifade edelim ki; Hz. İsa’nın doğum tarihi her ne kadar kesin olarak belli değilse de, Hristiyanlar tarafından 24 Ocak olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla 1 Ocak’ın yani yılbaşı gününün Hz. İsa’nın doğumu ile bir ilgisi yoktur. Doğal olarak, yılbaşı kutlamalarının bir Hristiyanlık gereği olduğunu söylemek gerçek dışıdır, doğru değildir.

Kaldı ki; Hz. İsa biz Müslümanların da inandığı büyük bir peygamberdir. Onun doğum gününü kutlamamız bize bir zarar vermez, aksine yarar sağlar. Çünkü biz müslümanlar bütün peygamberlere saygı gösteririz, o nedenle de sevap kazanırız, manevi derecemiz yükselir.

Eksik ve yanlış bilgi

Halkımızı ve özellikle de dindar kesimleri yılbaşı konusunda yanılgıya düşüren en önemli konu, Hicri ve Miladi takvim meselesidir. Hicri takvim, Hz. Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicreti (göçü) ile başlar ve tüm müslümanların takvimi olarak bilinir. Miladi takvim ise Hz. İsa’nın doğumu ile başlar ve bu takvim de Hristiyanların takvimi olarak bilinir. Buna göre; gerçekten Müslümanlar kendi Hicri takvimlerini bırakıp, Hristiyanların Miladi takvimlerini almışlar ve onların yılbaşısını kutluyorlar. Dolayısıyla bu bir Hristiyan adetidir, Müslümanların ona uymaları caiz değildir, diyorlar…

İki takvim sistemi

Çeşitli takvim sistemleri arasında 2 tanesi konumuzla ilgili bulunmaktadır. Bunlardan biri Hicri takvim sistemi, diğeri Miladi takvim sistemidir. Gerçekten biz Hicri takvimi resmiyetten kaldırdık ve yerine Miladi takvim sistemini getirdik..

Bu bir din veya inanç meselesi değil, tamamen bir teknik konudur. Fayda ve zarar meselesiyse şöyle:

Hicri takvim, ay hesabına göre düzenlenen bir takvimdir. 355 gündür. Miladi takvim ise güneş hesabına göre düzenlenmiş olup 365 gündür. Dolayısıyla 2 takvim arasında ortalama 10 günlük bir fark vardır. Hicri takvim 10 gün eksiktir. Mevsimlerin oluşumu ve birbirini izleyişleri yani evrendeki tabii hayat ise güneş takvimine göredir. Yani 365 gün hesabına göre işlemektedir.

Eğer siz 355 günlük Hicri ay takvimini kullanırsanız, her sene, her mevsim 10 gün erken gelmektedir. Ramazan ayının her sene 10 gün önceye gelmesinin sebebi de budur. Çünkü Ramazan hicri takvime göre düzenlenmiştir. Hz. Peygamber’in doğumunu kutlama konusu da her sene 10 gün önceye gelmektedir. Bu da gerçekçilikten uzak ve sakat bir durum ortaya çıkarmaktadır. Hz. peygamberin doğumu nisan ayında olmasına rağmen biz sonbaharda ve kışın ortasında Hz. Peygamberin doğum gününü kutlamaktayız. Çünkü Hicri takvime göre her sene 10 gün öne gelmektedir.

Hicri takvimin 10 gün eksik olması asıl devletin maliyet ve bütçe işlerinde, memurların maaş hesaplarında büyük karmaşaya yol açmaktadır. Bu karmaşayı ortadan kaldırmak için Osmanlının son yıllarında Hicri takvimi Miladi takvime çevirmişler ancak yılbaşından itibaren değil de Hicri takvimi 355 günden 365 güne çıkarma şeklinde bir değişiklik yapılmış ve buna da Rumi takvim adı verilmiştir. Bu da ikinci bir karmaşa olmuştur. Cumhuriyet döneminde ise resmi takvim alınmış, böylece karmaşaya son verilmiştir.

Miladi takvimde Hz. İsa’nın doğum yılı takvim başlangıcı olarak alınmış olmaktadır. Ancak unutmayalım, gün olarak değil yıl olarak, takvim başlangıcı olarak alınmıştır. Yoksa, tekrar edelim; Hz. İsa’nın doğumu 24 Aralık’tır, 1 Ocak değildır.

Hicri takvimde de takvim başlangıcı olan yılbaşı ile Hz. Peygamber’in gerçek hicreti arasında 52 günlük bir fark vardır.

Görülüyor ki, ortada dini bir konu yoktur, tamamen teknik ve fayda-zarar meselesi vardır. Türkiye’nin 365 günlük Miladi takvimi resmi takvim olarak kabul etmesi, tamamen teknik ve yarar amacına yönelik bir zarurettir.

Kutlama caiz mi?

Yılbaşı kutlamaları yapmak caiz mi, günah mı şeklindeki soruya çeşitli biçimlerde cevap verilebilir:

Caizdir: Bir insan normal olarak “Bir yılın sonuna geldik, yeni bir yıla giriyoruz” deyip onu bir kutlama sebebi yaparsa buna kimse bir şey diyemez, caiz olur. Neden günah olsun? Ailesi ve çocukları ile o gün daha iyi bir yemek yapıp ailece şenlik yaparlarsa bu neden günah olsun?.. Toplumsal kabul: İslam’da örf ve adetler meşrudur, muhteremdir. Toplumun kabulleri, halkın adetleri meşrudur. Önemli olan temel İslam esaslarına aykırı olmasın, açık haramları çiğnemesin. Dolayısıyla yılbaşı kutlamaları bugün Müslüman Türk halkı tarafından kabullenilmiş; bir örf, bir adet haline gelmiştir. Dolayısıyla da meşrudur, muteberdir ve caizdir.

Eğlence caizdir: İslam’da insanların eğlenmeleri, neşelenmeleri yasak değildir, aksine teşvik edilmiştir. İslam’daki bayramların anlamı da eğlence ve sevinme anlamı ifade eder. Müslümanlara gülmeyi bile yasaklayan ruhbanlık zihniyeti, İslam’a sonradan sokulmuştur. Müslümanlar çeşitli biçimlerde eğlenirler. Sevgili peygamberimiz de birçok defa düğünlere katılmış, orada tefler çalıp şarkılar söyleyen cariye bayanların şarkılarını dinlemişlerdir. Bugünkü şarkıcı bayanların konser vermeleri ile cariye bayanların teflerle şarkı söylemeleri arasında özde bir fark yoktur. Peygamberimizin bir şeyi görüp de sükut ederek onaylaması, o şeyin sünnet olduğunu ifade eder. Dolayısıyla konserlere gidip bayan şarkıcıları dinlemek ve eğlenmek de sünnet olarak değerlendirilmelidir. Maalesef eskiden beri din alimleri insanların lehine olan bir konu olursa onu mümkün olduğu kadar örterler ama insanlara bir görev yükleyen veya yasak getiren bir konu varsa o zaman onu abartarak anlatırlar. O nedenle eğlence ile ilgili konuları da örtmüşlerdir…

Haramlardan sakınmak: Yılbaşı kutlamaları sebebiyle veya bir başka sebeple Müslümanlar günah işlemekten sakınmalıdırlar. Mesela, sarhoş olmak, kumar oynamak, cinayet işlemek, zina yapmak, hırsızlık yapmak vs. Her türlü büyük günahlardan uzak durmalıdırlar. İslam’ın yasakladığı bütün günahlar, insanlık için zararlı olan şeylerdir. İnsanlara yararlı olduğu halde İslamiyet tarafından haram edilmiş hiçbir şey gösterilemez. İslam’ın haram kıldığı bütün şeyler, insanlık için maddeten veya manen zararlı olan fiillerdir. Çünkü İslam’ın amacı insanların mutlu olmalarıdır. Dolayısıyla yılbaşı kutlamalarını da ona göre düşünmek gerekir… İnsanlara zararlı olan her şey, İslam tarafından yasaklanmış ve haram kılınmıştır.

Beyaz Hocanın'ın Tüm Kitapları



Satın almak için www.sancakyayinlari.com'u ziyaret ediniz!