Prof. Dr. Zekeriya Beyaz
Anasayfa >> Makaleler >> Din ve Ulusal Değerler

"İslam ileri, Müslümanlar neden geri?"

Din ve Ulusal Değerler


Din ve Ulusal Değerler

Bütün dinler kabul edildiği her ülkede belli ölçüde ulusal nitelik kazanırlar. Her toplum kutsal kabul ettiği mesajı kendi akıl, kültür, zaman ve yarar şartlarına göre algılar ve yorumlar, böylece ulusal kültür ve değerler ile din arasında bir kaynaşma ve bütünleşme meydana gelir.

Evrensel dinler de dahil, bütün dinler kabul edildiği her ülkede belli ölçüde ulusal nitelik kazanırlar. Çünkü dinlerin bir tarafında kutsal kabul edilen mesajlar var. Bir tarafında onları kabul eden ve yorumlayarak inana ve yaşatan ulusal toplumlar vardrı. Her toplum kutsal kabul ettiği mesajı kendi akıl, kültür, zaman ve yarar şartlarına göre algılar ve yorumlar, böylece ulusal kültür ve değerler ile din arasında bir kaynaşma ve bütünleşme meydana gelir.

Sonuçta, din ile içinde yaşadığı toplumun ulusal kültürü, gelenekleri, sosyal yaşantısı ve değerler sistemi arasında bir uzlaşma, kaynaşma ve bütünleme oluşur. Böylece toplum nasıl dini ve dini değerleri benimser ve korur ise, din de toplumun örf ve adetlerini, sosyal kabullerini, ulusal kültürünü hoşgörü ile karşılar, onları benimser ve korur…

Bu gerçeği büyük din ve mezheplerin resmi adlarından bile anlamak mümkündür. Böylece din ve mezheplerin adı ile onu benimseyen toplumun ulusal adı birleşmiş durumdadır.

Örneğin, Latin Katolik Kilisesi, Rum Ortodoks Kilisesi, Ermeni Gregoryen Kilisesi, Alman Protestan Kilisesi, İngiliz Angilikan Kilisesi, Hinduzim, tamamun ulusal din olan Yahudilik gibi…

İslam da ulusallaşmıştır

İslamiyet Arap örf ve adetleri, Arap kültürü ve Arapların sosyal yaşantıları ile bütünleşmiştir. Böylece Arapların İslam anlayış ve uygulayışları onlar için bir çeşit ulusal bir Müslümanlık haline gelmiştir.

İranlılar da İslamiyet’i kendi ulusal özelliklerine göre algılamış, uygulamış ve sonuçta İran’a özgü bir çeşit ulusal Müslümanlık türü ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Gayet tabii olarak, Türk toplumu da İslamiyet’i, kendi kültürel değerlerini, örf ve adetlerini, sosyal yaşantısını, dikkate alarak algılamak ve yorumlamak durumundadır. Böylece Müslümanlık ile Türk ulusal kültürü değerlerimiz, sosyal kabullerimiz ve sosyal yaşantımız arasında karşılıklı bir kabul, saygı ve koruma duygusunun gelişmesi gerekir. Türk toplumunun İslamiyet’i sevip saydığı ve koruduğu gibi, İslamiyet de, Türk toplumunun ulusal değerlerini, örf ve adetlerini, sosyal kabullerini ve sosyal yaşantısını, aynı biçimde benimsemek, sevmek ve korumak durumundadır. İslamiyet’in böyle bir anlayış içinde algılanması ve yorumlanması gerekir. Bu en tabii bir gerçektir.

Üzülerek belirtmek isteriz ki, son yıllarda Türkiye’de Türk toplumunun bütün ulusal değerlerini, örf ve adetlerini ve sosyal yaşantısını dışlayan, onları reddeden hatta suçlayan ve günah sayan bir İslam anlayışı ortaya çıkarılmış bulunmaktadır. Böylece din ile toplum ve toplumsal değerler arasında bir çatışma ortamı oluşturulmuştur.

Bu sapkın anlayışın sahipleri, din adına ulusal değerlerimiz ve ulusal kültürümüzü red ve inkar ederlerken, Arap ve Acem kültürünü ve onların sosyal değerlerini din adına takdis edip toplumumuza aşılamaya çalışmaktadırlar.

Ulusal değerlerimiz meşrudur

Hayır, Türk toplumu olarak bizim ulusal değerlerimiz, kültürümüz, örf ve adetlerimiz ve sosyal kabullerimiz, İslam açısından da meşru ve muteberdir. Din adına değerler sistemimizi ve kültürümüzü dışlamak ve karalamak kimsenin haddine düşmez…

Biz Müslüman olarak ulusal kültürümüzü ve değerler sistemimizi severiz, sayarız ve koruruz. Tarihi şahsiyetlerimizi, zaferlerimizi, şehit ve kahramanlarımızı severiz, sayarız ve koruruz, onların hatırlarını yaşatmak için çaba gösteririz, onları genç nesillerimizin sevip saymaları için gayret gösteririz.

Beyaz Hocanın'ın Tüm Kitapları



Satın almak için www.sancakyayinlari.com'u ziyaret ediniz!